Boza, Orta Asya’dan günümüze uzanan köklü bir geçmişe sahip, Türk kültürünün en eski içeceklerinden biridir. Tarih boyunca özellikle Orta Asya Türkleri tarafından yoğun şekilde tüketilmiş, ardından Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu’nda da önemli bir yer edinmiştir. Besleyici ve doyurucu özellikleri nedeniyle özellikle kış aylarında tercih edilen boza, hem saray mutfağında hem de halk arasında popüler bir içecek olmuştur.
Bozanın üretimi ve tüketimi tarihsel süreçte çeşitli dönüşümler geçirmiştir. Osmanlı döneminde bozacı esnafı, sokaklarda omuzlarında testilerle dolaşan satıcılardan dükkânı olan üreticilere kadar geniş bir yelpazeye yayılmıştır. Bu dönemlerde boza yalnızca bir içecek değil, aynı zamanda bir sosyal paylaşım ve dayanışma unsuru olarak görülmüştür. Boza satanlar “bozacı”, “şerbetçi” ya da “helvacı” gibi isimlerle anılmış; her biri toplumda belirli bir role sahip olmuştur.
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte bozanın üretim ve dağıtımı modernleşmeye başlamış, ev üretiminden çıkarak dükkân bazlı bir yapıya kavuşmuştur. Bu süreçte ön plana çıkan örneklerden biri, 1925 yılında Eskişehir’de Helvacı Tahir tarafından kurulan Karakedi Bozacısı’dır. Helvacı Tahir, baba mesleği olan helvacılığı bozacılıkla birleştirerek şehrin kültürel belleğinde önemli bir yer edinen bu dükkânı kurmuştur. Tahir’in oğlu Rıfat ve onun çocukları tarafından işletilen dükkân, nesiller boyunca faaliyet göstermiş ve adeta bir aile mirasına dönüşmüştür.
Bozanın üretimi geleneksel yöntemlerle yapılmış, ana malzemeleri darı, mısır gibi tahıllar olmuştur. Bu tahıllar mayalanarak yoğun kıvamlı ve hafif ekşi bir içecek hâline getirilmiştir. Ancak bozanın taşınabilirliği ilk dönemlerde sınırlıydı. Cam şişelere doldurulması pratik olmadığından, tüketiciler genellikle dükkâna gelerek yerinde içmeyi tercih etmişlerdir. Ayrıca boza, kısa sürede bozulabildiği için depolanması ve uzak mesafelere taşınması da oldukça zordu. Bu nedenle ilk dönemlerde boza satışları çoğunlukla mahalle sınırlarında ve dükkân içi tüketimle sınırlı kalmıştır.
1950’li yıllar, bozanın üretim ve dağıtımı açısından önemli yeniliklerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Polietilen torbaların ve daha sonra plastik şişelerin kullanımı, bozanın evlere daha kolay ulaşmasını sağlamıştır. Bu gelişme aynı zamanda satış hacmini de artırmış, bozanın şehir kültürü içindeki yeri daha da pekişmiştir. 1960’lı yıllarda, özellikle yaz aylarında mahalle aralarında çocuklara boza şerbeti dağıtılması, Karakedi Bozacısı’nı halk arasında daha da popüler hale getirmiştir.
Bozanın satışıyla ilgili fiyat politikaları da dönemin ekonomik koşullarına göre değişiklik göstermiştir. Örneğin 1954’ten 1961’e kadar olan dönemde belediye tarafından belirlenen boza fiyatları zaman zaman artış göstermiştir. Ancak bu artışlara rağmen, halkın alım gücünü korumak adına günlük gazetelerde fiyatlar ilan edilmiş ve standardizasyon sağlanmaya çalışılmıştır.
Karakedi Bozacısı’nın bulunduğu dükkân, zamanla sadece bir satış noktası değil, aynı zamanda kültürel bir sembol haline gelmiştir. Dükkanın tabelasında yer alan “Karakedi” ifadesi, Eskişehir’de bir semti temsil etmeye başlamış ve boza ile özdeşleşmiştir. Zamanla halk arasında “Karakedi Bozacısı” ismiyle anılmaya başlanan dükkân, özellikle kış aylarında yoğun ilgi görmüş ve şehirde adeta bir gelenek halini almıştır. İşletmenin uzun yıllar boyunca aynı mekânda hizmet vermesi, orijinal dokusunu koruması ve üretim yöntemlerinde büyük değişiklikler yapılmaması, onun kültürel miras olarak kabul edilmesine neden olmuştur.
Aile içinde işletilen bu dükkân, Helvacı Tahir’in ardından oğlu Rıfat’a ve torunları Vedat ile İhsan Ürersoy’a geçmiştir. Aile üyeleri arasında zaman zaman iş bölümü ve ortaklık değişiklikleri yaşansa da işletme geleneği bozulmadan sürdürülmüştür. 1977’de Vedat Ürersoy’un bağımsız olarak işi devralmasıyla birlikte dükkanın yönetimi tek elde toplanmıştır. 1995 yılında Rıfat Ürersoy’un vefatının ardından Vedat Ürersoy tüm işletmenin başına geçmiş ve geleneksel üretimi sürdürmeye devam etmiştir.
Dükkan, 1984 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmiştir. Bu karar, sadece bir işletmenin değil, aynı zamanda Türk içecek kültürünün, aile işletmeciliğinin ve geleneksel üretim biçimlerinin korunması adına önemli bir adım olmuştur. Karakedi Bozacısı bugün hâlâ aynı muhitte faaliyet göstermekte, geçmişle bağını koparmadan geleneksel yöntemlerle üretim yapmaya devam etmektedir.
Pazartesi 09:00–21:00
Salı 09:00–21:00
Çarşamba 09:00–21:00
Perşembe 09:00–21:00
Cuma 09:00–21:00
Cumartesi 09:00–21:00
Pazar 10:00- 21:00